23 Kasım 2009 Pazartesi

NTV Comics - Macbeth & Suç ve Ceza

İki eseride alıp okudum, orjinallerini okumadığımdan kıyaslama yapamıyorum fakat ikisinde de olay örgüsü çok hızlı gelişiyor gibi geliyor mesela 2 ayrı kitap olan suc ve ceza yaklaşık 125 sayfa resimli olarak anlatılıyor elbette kitap okurken duyduğun hissi yaşatmıyor fakat 2 saat tasvir yapacağına direk görsel olarak bize sunuyor bunu. Raskolnikov' un kardeşiyle vedalaştığı anda söylediği "...insanların tepesine bomba atmak benim yaptığımdan daha saygın birşey değil" sözünü ne kadar kendinden emin ve içindeki korkuyla birlikte söylediği ve çaresizliğinin gözlerinden okunduğunu çıkardım. Eğer alı okuyacaksanız gerçekten karakterleri iyi düşünüp görsellerdeki ayrıntılara dikkat etmelisiniz. Mekan tasvirleri, karakter tasvirleri bir bütün olarak algılanmalı ve ona göre bir yargıya varılmalı. Keşke kitabı okumuş olup o şekilde çizgi romanı okusaydım diyorum kendime. Sırada "Frankestain" ve "Dava" var bakalım onlar nasıl olacak.

21 Kasım 2009 Cumartesi

Katkıda bulunduğunu hissetmek ve yapılması gerekenler

Stajyer olarak sektöre yavaş yavaş adım attığınızda farkedeceksiniz ki gerçekten ben bi işe yarıyorum ve bu döngüde benim de katkım var, tabi ki boş boş ekrana bakıp ya da naylondan staj yapmıyorsanız. Hissediyorsun birşeyler kazandığını, benim gibi kurum içi iletişim nasıl olmazı tamamen kavrayıp sonra onları silerek baştan kurum içi iletişimi kavramaya başlıyorsunuz. Okulda iletişim adı altında bir yığın ders alıyor iyi güzel hoş fakat asla bize orda bir kurumun içindeyken yazışmalarda neye değinceğimize ya da o iletişim metnini nasıl oluşturucağımıza dair sağlam bir bilgi vermediler. Bu sebeptendir ki başladığımda bildiğimi unutmak için 2 ay çabaladım ve 1 ay da yeni bu bilgilere alışmak için kendimi geliştirdim. Tabi bunda sizin kadar size bu alışkanlığı kazandıracak insanların yetenekleri, bilgi ve birikimleri de katkıda bulunuyor hem de çok büyük ölçüde ben şanslıyım ki gerçekten beni iyi yönlendiren bir ekibe sahibim. Staj devam ederken ilk aklınızda yer etmesi gereken düşünce ise " ben burayı istiyor muyum" eğer cevap evetse zaten devamı çorap söküğü gibi gelecektir zaten değilse sen yerini başka çoraplara bırakta onlar sökülsün orda hem zamanını da boşa harçama. Bunu demek için yaşım ve tecrübem çok yaş ama "zaman satın alınmıyor, giden zaman gelmiyor geri". Soru sormanın önemi gerçekten büyük sizin üstünüzde çalışanlar eğer size bir iş verdiyse o an da kafanıza takılan soruları (abuk olmayanları) sorun. Bunu size hep diyorlardır soru sormaktan çekinmeyin nedenini düşündünüz mü? :) çünkü onlar paralı çalışıyorlar ve kafalarında bir yığın düşünce var ve o esnada o kadar düşünce içinde o işle ilgili size belki bişeyi tam açıklayamamışlardır olabilir. Böyle bir durumda siz onu sormadan kafanıza göre işe başlarsanız ya işi çok uzatırsınız ya alakasız birşey yapıp hem ajansa faydanız olmaz hem de o değerli zamanınızı boşa harçamış olursunuz. Misal, ben yaklaşık 2 hafta önce bir görsel toplama işi aldım ve üstümdeki insana soru sormadan direk dosyaları buyuk boyutta ındırıp sabahtan akşama kadar topladım halbuki sorup büyük görsel mi yoksa sadece thumbal yeter mi bağlantısı olan diye alacağım cevap tabiki benim yaptığım şey değil sormadığım üşendiğim sorunun cevabı olacaktı. Nihayetinde bi'güzel azar ve boşa geçirilmiş 1 günlük tatil elde edeceksiniz. Yani ben diyorum ne kadar takarsınız bilmiyorum. Ben yaşadım, kötü bir şey ama bir bakımada bana cidden kapak oldu artık kafama takılan yegane şeyi sorarak yapıyorum çünkü biliyorum onların zamanı değerli tabiki benimkide. Siz de umarım o gereken doğru soruları sorarsınız.

5 Ağustos 2009 Çarşamba

Gerilla Marketing Ödülleriiiiiiiiiiiii


Gerçekten çok farklı bir yarışma. Çalışmalar uluslararası ve Genç Aslana gönderme olarakta Old Croquette diye bir kategori daha açılmış. Öteki kategorilere baktığımızda ise, Offline alanda Ambush Marketing (Pusu Pazarlama), Field Marketing (Saha Pazarlama), Urban Interventions (Kentsel Müdahale), New alternative Media (Yeni alternatif Medya), PR Stunt, The “un” Category (Diğer), Online alanda Viral, Interactive Projects (İnteraktif Projeler), The Digital “un” Category (Digital/Diğer). Portekizin ilk Gerilla Reklam Ajansı olan Torke ve Lisbon ADschool birleşerek bu yarışmayı düzenledi. Baktığımızda çalışmalara, önemli olanın bütçe değil de Fikrin ve uygulamanın olduğunu anlıyoruz.

Ödül alan çalışmalar için buraya tıklayınız.
Kaynak: Bigumigu

4 Ağustos 2009 Salı

BBDO Düsseldorf, Germany JOIN US!!


Join Us
BBDO Düsseldorf looking for some kick ass Creatives

Gerçekten güzel bir ilan olmuş adeta davet var yani =)
Gördüm ve paylaşmak istedim.
ve bizleri biraz da heycanlandıracak birkaç bilgi ekleyeyim

künyesine baktığımızda ise,
Advertising Agency: BBDO Düsseldorf, Germany
Creative Director: Toygar Bazarkaya
Art Directors: Jake Shaw, Sven Kösling
Copywriter: Anno Thenenbach
Photographer: Klaus Merz

Harbi Toygar hede hede heytttt...
İyi yapmış fikrine sağlık,

gördüm, sevindim, gurur duydum!!

...ve Tyler Brûle Monocle'ı yarattı...

Tyler Brûle kim diyecek olursak Kanada doğumlu futbolcu bir baba ve sanatcı bir annenin tek çocugu.Kısa bir hikaye ile geçmişini söylersek gençliğinde de daima farklı olmayı hedefleyen, yeni değişik ve daima cevresinde gündemde olan bir gençtir. Kanada da basın işine girerek hızını alamayarak İngiltereye geçiş yapıyor. BBC de gazetecelik deneyimlerine profesyonel anlamda geçiş yapar ve birkaç yıl içinde batının ünlü dergilerinde şeflik yapmıştır daha sonralarında makaleleri Elle, Sunday Times, Stern gibi dergilerde çıkmıştır. Ona göre hayatnın dönüm noktası Afganistanda fotoğrafcı olarak görevlendirdiği zaman değişmiştir çünkü ölümü görmüştür orada. Beraber yola çıktığı çevirmen, şöför pusuyu düşürülmesi ile başına gelmiştir. Omuzundan ve kolundan yaralanarak sol eli işlevini yitirmiştir. ve ve ve asıl karizması bu dönemden sonra başlıyor aldığı tazminatla kafasında hayalini kurduğu sıradışı hayatı, lüksü, asaleti ve züppeliği ama kendi hayalinde ki züppeliği uygulayacak imkanı bulmuştu. Ve nihayetinde wallpaper dergisini çıkardı ilk 4 sayıyı hiç bir destek olmadan kendi cebinden ödeyerek karşıladı ama beklenen oldu ve Time Medya grubu 1.6 milyon dolara satın aldı dergiyi. Ve artık o aradığı lüks ürünler reklamlarını vermek için kapısına dayanıyordu.Gucci, Prada, Boeing gibi... ama daha sonrasında Time Medya grubunu daha muzafakar bir grup satın alınca Brûle ün davranışları göze batmaya başladı ve baskı altında fikir çıkmayacağından kendini 2002 de azad etti ve yeni arayışlara geçti. Sonrasında Time Medya ya sattığı derginin logo tasarım ve yaratıcı ajansı olan Wink Medya yı satın alarak adını Winkreative olarak değiştirdi ve dergisinin eski sayılarında Zürih i model kent olarak göstermesi sonunda işe yarayarak o zamanlar isviçre nin batmak üzere olan havayolu şirketi Swissair i yeni markalaşma dönemine sokarak farklı fikirlerde bulundu; uçağın içinde ne tarz ışıklar kullanılırsa yolcular daha şık görünür,lüks havayolu taşımacılığı nasıl olur gibi çok detaylı olarak bir sunum yaptılar ve işi kaptılar 11 ülkede 22 farklı marka ile çalışarak yine bir başarıya daha imza atmış bulundu. Hızını alamayarak MonocLe' ı çıkardı ve ağırlıklı olarak metropol şehirlerde sosyal ve siyasal karmaşanın toplumun kültürüne nasıl yansıdığını ve lüksü tabiki dergisinde sundu genel olarak bahsettiği kentler daima onun moda ve lüksü tasvir eden ve favorisi olan Kopenhag, Zürih, Stockholm, Londra, Tokyo gibi yerlerdi. İstanbul ve sudan gibi yerlerde de değinmiyor değil dergide. Genellikle çevreci bir tavır takınarak bisiklet kullanımını destekliyor ve bisiklet tasarımlarıyla da bunu veriyor. ve Monocle bir marka olma yolunda daha büyük adımlarla ilerliyor. Hisako adı altında kendi parfümlerini çıkarıyorlar ve aroma olarakta Japon Kaplıcalarını ve İskandinav ormanlarının kokusunu kullanıyorlar parfümde.Londra ve dünyada ki farklı metropollerde gazete bayilikleri açmaktalar, bu bayilerde dergileri gibi sade ve şık. İleride cafeleri, restorantları açılırsa inanın hiç şaşırmayacağım.

Eğer markalaşma çabaları içinde olan bir firma olsam ne yapar ne eder bu adamla tanışmanın yolunu bulur en azından otorur beraber bir kahve içerdim. Bence buna değer mi?? hemde sonuna kadar...

3 Ağustos 2009 Pazartesi

B2B...Pazarlamak ya da şirketlere pazarlamak bütün mesele bu

Bire bir ilişkiyi zor kurduğumuz bu dönemde bir de şirketler arası pazarlamayı düşünüyorumda gerçekten zor olsa gerek. Bir şirketi bir birey olarak algılayalım hatta bu kız olsun 21 yaşlarında alımlı dolu talibi olan ve gönlünü başkalarına açmış ve talibi çok fazla. Düşünün klasik tipte isteyenleri var yeni oluşumlara yer açmış farklı bir tip var diğer tarafta olgunlaşmış saçları ağırlaşmakta olan biri, öbür tarafa bakıyor daha hayata yeni atılmış ana kuzusu biri.Gerçekten zor bu tipleri pazarlama açısından düşündüğümüzde eminim aklımıza dolu marka geliyordur. Peki bu kızcağaz hangisini seçip düzeyli bir ilişkiye başlayacak?? Düşünüyorumda bu internete de giriyordur bir bakıyor farklı farklı siteler aradığı özellikler ne olur acaba... Gerçekten işi zor!!

Internetten çalışacağı firmayı arayan bir başka firma isteklerine günümüzün koşullarında bakarsak,

site eski bayağı sitelerin dışında biraz daha insana aradığını bulmuş hissi yaratacak, blog ve ya tarzı şeylerle zenginleştirilmiş tüketicinin fikirlerini de içinde barındıran aslında aracı olacağı firma ve hedef kitle arasında güzel bir köprü olduğunu vurgulamalı.

Bu yeni nesil firma çalışanları her insan gibi facebook tarzı sitelere giriyor yeni oluşumları değerlendiriyor kendini tagliyor ya da grup acıyor. Eeee ozaman bu b2b çalışmak isteyen firma da kendini o tarz sosyal ortamlara taşımalı ve işini orda paylaşmalı bu yeni bir gelişme değil fakat gördüğümüz gibi çok büyük dediğimiz firmalar daha yeni geçti ya da geçmeyi düşünüyor.

İlerde Firmalar ne çaplı olacak diye düşünürsek eğer bir Caos olacağı şimdiden gözden kaçmayan detaylar arasında düşünsenize bugün bile gazeteye baktığımızda daha 1 yıl öncesinde dünya devi olan firmalar şirketler battıklarını açıklıyor. Örnek verecek olursak İzlanda nın batması ya da daha 2 ay önce ekonomik sorunlardan kapatılan Trendsetter dergisi gibi. Neyse gelecekte oluşacak pazar ortamı daha çok küçük küçük firmalar değilde tekele sahip olmuş holdingler bazında olacak gibi çünkü bu yaşanan ekonomik krizler büyük firmaları değilde sadece bir konuda yoğunlaşmış olan küçük ölçekli firmaları etkilemekte ve gelecekte karşımıza Unilever, Procter & Gamble gibi birçok firmayı içinde barındıran büyük ölçekli firmalarla karşılaşacağımız kaçınılmaz gibi. B2B geçmişte bambaşkaydı, bugün internete taşınmış durumda, gelecekte ise ne olacağını kim bilir belki Büyük bir firmanın kurum içi iletişiminden başka bişey olmayacaktır. Departmanlar arası naber? Nasılsın?a dönecek...

Korkutucu gibi ama biz değilmiyiz yatağın altında bişey olmasada eğilip bakan, o halde bir kafamızı kaldıralım bakalım başımıza ne geliyor...

üzücüü

bir şey farkettimde okuyucu başlat çubuğunda ki programlarıda mozilla da sekme kapatır gibi mouse 'un orta roll tuşuyla kapatabilsek ya, denedim yapamadım bu beni çok üzdü. =(

2 Ağustos 2009 Pazar

Jargon bir Jartiyerdir Herkese Yakışmaz...

Alışmadık goetthe jargon durmaz kardeşim. Şimdi önceki cümlede o şekilde yazdım ama; o benim jargonum deil aman yanlış anlaşılmasın. Bakalım neymiş bu jargon bilmeyenler varsa kapsın. Her ajans kendi içinde farklı şekillerde yeni bir dil geliştirir bir nevi ilk kabilelerin oluşmasında ki gibi, ajans çalışanları da yan yana geldiklerinde yeni bir dil yaratırlar dergiden şunu alıyım, a bu blog'da bu varmış kullanıyım bunu, a patron şunu dedi o da iyimiş, gibi deyişlerle zamanla yeni bir dil yaratılır. Geçmişte buna benzer oluşumlar vardır misal Esperanto. Neyse jargon son zamanlarda reklamcıların bir araya gelerek ordan burdan kelimeler ekleyerek yeni tâbirler kattığı bir kelime kullanış tarzıdır. Bu oluşum network ajansların artmasıyla daha da bir kendini belli etti ve geliştirdi kendini. Internetle birlikte bu kelime dağarcığı kavramı hat safaya cıktı. Aslında her meslek dalının kendi jargonu vardır misal Tıpta eks oldu denmesi gibi. Tabi bu ayrı bir konu başka bir konuda tartışılmalı.

İnternette bulduğum güzel bir reklam terimleri derlemesi paylaşmak istedim,

animation: fikir yeterince guclu olmadiginda basvurulan bir goz boyama teknigi
antant kalmak: musterinin acansi ikna ettigi vahim durum
brief: kisasi makbul mutluluk cubugu, buyuk sorulara geyik cevaplar manzumesi
Briefing : brief’in sozlu sazli, el kol hareketlisi, tohumun atildigi yer
butcesi dusuk musteri: kac kaac
buyuk fikir: depresyon, vermeyen gelin
call to action: tuketiciyi mali almaya ikna ettigi varsayilan bos laflar
Concern: gaz sancisi, ic sikintisi, icimde patlayacagina disima atayim, ben de ses cikarayim kaygisi
Crm : adamina gore muamele, her musteri velinimetimiz olmayabilir durumu, ceremeli durum tespiti
Deadline: herkes tarafindan nefret edilen, kimse tarafindan uyulmayan finis cizgisi, ugruna telef olanlarin anisina ‘olucizgi’ olarak da anilir
Dia: sik sik kaybolan, kaybeden kisiye kabuslar gordurten seffaf, sirin materyal
Feedback :vermesi almasindan zevkli nadir kavramlardan biri
Fikir: stres kaynagi, nazli gelin
Fiyat Teklifi: toplam maliyete %50 eklenerek ve sonuna +/- %10 degisiklik olabilir denilerek musteriye sunulan samimi! bir is iliskisi ornegi
fokus grup:* tuketicilerin bir odaya kapatilip hedef kitle muamelesine tabi tutulduklari, kusturana kadar soru sorulduklari ve yalan soylemelerine izin verildigi gaz odasinda masabasi gevezelikleri
Font: en cok minciklanan, iletisim askeri
İçiletişim: motivasyonu tavana vurdurmak, cikabilecek isyanlari bastirmak, catlak sesleri susturmak icin organize edilen sempati yogun itis kakis faaliyetlerinin tumu
İnsight: herkesin pesinde oldugu tuketicinin kalbi, beyni ve midesinin markayla kesisim noktasi, nedeni nicini
Jingle: eglenceli reklamlarin olmazsa olmazi
Konkur : kan, ter ve uykusuz gecelerle bezenmis acili ve sonu belirsiz surec, beyin hucresi katliami
Konsensus : bir araba harala gurele sonrasi ulasilan kaotik cozumsuzluk noktasinda birilerinin balatalari siyirip isi ele almasi ve ekibin tirsi dolu bakislari arasinda karari vermesi
kontribus: varlik teyidi, alo ben buradayim efekti
marka hortlamasi: olu balik taklidi yapmakta olan markanin pazar kaybi, ekip degisimi, yeni rakip peydah olmasi ve biryerden beles reklam yeri bulma gibi nedenlerle iletisim yapmayi hatirlamasi
marka konumlamasi: patlican oturtma, ayrac, keyfekeder payitaht, rakiplere sah ve mat
marka mimarisi: yap boz tahtasi, anne ve cocuklari
marka: tapilan, itilip kakilan, hor gorulen, sevilen, ustune ask siyirleri yazilan selvi boylu sehir guzeli
marka vizyonu: evlenme vaadiyle kizlik bozma bahanesi, hic gelmeyecek guzel gunler; pembe pancur, mavi gozlu cocuk
memorable device- sepet sepet yumurta sakin beni unutma, kor gozun parmagi, acemi kayakci batonu, sakar firinci kuregi
motivasyon: genelde dusmeye meyilli, haci yatmaz endeks, sende yoksa veremezsin
on-pack: cin’den gelen 1 dolarin altindaki ivir zivirin sattirmak icin mala ilistirilmisi
outdoor: kaosperver mecra
pack shot: reklamin son sansi, tv8’de bir program
pazarlama: sergio zyman’in olu ilan ettigi, her bir p’si birbirinden nadide doktrin
photoboard: sunum oncesi birdenbire kitlasan kara kuru israf malzemesi
photoshop: kic toparlayici estetik cerrahi programi
planlama: ne idugu belirsiz karizmatik fonksiyon, marka lehine tuketici dalkavuklugu
positioning:* tas yerinde agirdir, kutu kutu pense, gitse tuketicinin kafasinda yer etse
post pack shot: packshot’in kuzeni, komikligin altini cizme firsati
posttest: kampanya sonrasi ic rahatlatma seansi ya da bosanma karari
ppt: power point presentation- fazlasi zehirlenmeye ya da gecici korluge yol acan sunum sekli
pr: bilenlerin bilmeyenlere bir turlu anlatamadigi, inandiramadigi cok muhim aktiviteler buketi, son zamanlarda reklam disinda kalan hersey diye de tanimlanir
pretest: yaraticiligindan, sattiracagindan, ikna edeceginden emin olunmayan konsept veya kampanyalarin tuketiciler tarafindan parca pincik edildigi arastirma turu
prime time: medya zamanini pahali satma bahanesi
product placement: kimi meshur kisilerin dizi ve filmlerde goze sokarak ve asla caktirmadan urunu kullanmasi icin verilen yasal rusvet
promosyon: biz karismayiz
punto: herkesin kendinde karismaya hak gordugu harf endami
reklam: sergio zyman’in olu ilan ettigi, acik kalp ameliyatindan hallice, meditasyon hali, promosyonlu hayal satisi
renk ayrimi: cok kisinin bakip, hickimsenin kontrol etmedigi, neden 4 sayfa oldugu merak konusu olmus cuma aksami ajans bekcisi
revizyon: kufur artirma mekanizmasi, oruc bozan nane, onsuz olmaz
satis: isimiz olmaz
shooting board: storyboard‘un hormonlusu, yonetmenin eli ayagi
storyboard: cizgi roman irisi, dert anlatma, mesaj verme kaygulu kaygusuz abdal
strateji: bugun var, yarin yok
sunum: stand-up komedi, dead man walking, ip cambazligi, aslinda biz de tam sizin dediginiz gibi dusunuyoruz serenadi
tag on: ana film derdini tam anlatamadigi durumlarda kullanilan cankurtaran simidi
takim calismasi: birbiriyle ilgili ilgisiz insanlarin biraraya getirilip cayira salinmasi, paintball’a boyanmasi
taslak: fikrin embriyo hali
toplanti: yurttan sesler korosundan beraber ve solo sarkilar
trase: taslak kevasesi, elimin kiri, kaldirima dusmus vazgecilmesi kolay gorsel
umut vaad eden yazar: brosur yazan, ele gelen fikirleri abileri tarafindan calinip, allanip pullanan ve satilan arkadas
urun: kotusu iyi reklami oldurur
voice over: haricten gazel okuyup, mesaj veren davudi ses
win win situation: eszamanli orgazm
workshop: toplu geyik muhabbeti, epik masturbasyon
yaratici is: ticari deger yaratma iddiasindaki sanatsal mesaj kaygisi
yaratici surec: hep icinde bulunuldugu teranesiyle yeni islerden kacilan, oksijen cadiri
yayinda toplar: artik hicbir musterinin yutmadigi en eski reklamci yalani
zamanlama: takvimde ugurlu sayilarin secimiyle olusturulmus, uyulmamasi zorunlu plan


gördüğünüz üzere bu tarz anlamlar yatabilir altında kim bilebilir ki...

Bu konuda yapılmış çalışmalardan, hatta derlemelerden biri de uzun çabalar harcayıp girmeye (staj yapmaya) çalıştığım ajans olan manajans ın uzun yıllar ingilizce metin yazarlığı yapmış olan Tanses Gürsoy tarafından yazılmış olan Reklam Terimleri ve Kavramları Sözlüğü' dür. En yakın zamanda edinip bi göz atacam söz.
Bir öğrenci, bir stajyer gözünden jargon bu şekilde olabiliyor tabi kimi ne yakışıyor, kimi ne yakışmıyor. Lütfen kalıbına uyduramayanlar kullanmasın kardeşim olmuyor beceremiyorsunuz.

Konuyu bugün Haluk Gürgen i gördük AURHİ duyurulur yaşlı bir kadınla oturuyordu diyerek kapatıyorum. En kısa zamanda yeni yazılarla görüşmek üzere şimdilik hoşçakalın...

Reklam Sektörü hakkında öğrenci-stajyer bilgisi

Reklam günümüzde gördüğümüz herşeyde biliyorsunuz. Özel sektörün varlığıyla önemini günden güne artırmakta. İmaj geliştirme,konumlandırma,promosyon filmleri gibi çekilen tüm spotlar,yapılan tüm reklam çalışmaları için büyük firmalar,rastgele mecra kullanmayı bir tarafa bırakıp,yeni yeni bilinmeye başlanan medya planlama ajanslarını,mecralarla aralarında hem bir nevi elçi hem de tecrübelerinden ve uzmanlıklarından yararlanmak adına bir yol gözterici olarak tercih etmeye başladılar. Bu görevini yerine getiren bilinen bazı medya planlama ajansları Mindshare,Zenith,Markom,Starcom gibi ajanslar müşterileri olan markalarla,istenilen çalışmaları karşılıklı görüşüp,mecra satın alma işlevini yerine getiriyorlar.Reklamın bu kadar önemli bir yere sahip olması,en önemlisi sektörde yer edinmiş büyük markalar,dev kuruluşlar için çok büyük,önemli ve rekaber ettirici bir güç haline gelmesi, her yeri ama mümkün olabilecek her yeri reklam verenleri mecra olarak kullanmaya itti.Öyle ki,tuvaletler,marketlerde üzerinde yürüdüğümüz zemin (floorgraphics),Beşiktaş'taki sıradan bir inşaat duvarı dahi çeşitli markaların küçümsenmeyecek meblağlar karşılığı yer edinmek istedikleri mecralar haline gelmiştir.

Ceren Bozkurt

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Advergaming Hakkıında!!!

Reklam ve Oyunun birbirine bağdaştırılarak kullanılması ile yapılmaktadır.Son zamanlarda kullanımı hayat kurtaracak derecede etkilidir.

2000 li yıllardan sonra dünyada oyun sektörü Hollywood u yakaladı ve geçti oyunun klasik boyutundan gerçek zamanlı oyun aşamsına geçmesinde artık yeni nesil yani pazarlamacıların etkilemeye çalıştığı en etkin kitle zamanının bir çoğunu hatta büyük kısmını bilgisayar başında oyun oynayarak geçiriyor bu da pazarlamacılar için büyük bir sorun teşkil ediyor. EE bu durumu gören aç pazarlamacı boş durur mu tabiki durmaz Oyun içi reklamın ilk örneği 1978 yapımı “Adventureland” isimli oyun sayılıyor. Bu oyunda dışarıdan bir reklamveren söz konusu olmasa da oyunun yaratıcısı Scott Adams bir sonraki oyununun reklamını oyunun içine yerleştirerek bu alanda bir ilke imza attı. REDBULL veya Coco-Cola,World of Warcraft dünyasını ele alalım orda ki bir Vendor(satıcı)'a Satmaları için güzel özellikleri olan Nike logolu bir ayakkabı bırakmasın ve gerçek dünyada da o seride bir ayakkabı üretip üstündeki desenleri oyuna özgü yaparak tüketicide bir bağ oluşturmak eminim deli gibi sattırır çünkü kıçı kırık sadece üstünde WoW un Logosu olan bir Mouse Ped e 30 ytl veren hergün zevkle giyeceği bir ayakkabıya kesinlikle ne olursa olsun parasını verir ve alır.
da yanlış hatırlamıyorsam reklam mecrası olarak stad kenarındaki panolara kullanıldı daha sonrada gittikçe mecralar arttı geçmişi konuşmak değil amacım zaten 99da veya oncesinde ne olduysa oldu bizi ilgilendiren yarın ne olacağı. Gerçek zamanlı oyunların içindeki karakterlerde nerde bizim gibi ihtiyacları olan fakat onlara o ihtiyaclarını karşıladığımızda ek değerler katan ürünler çıkıyor. Örnek verecek olursak Sims 3 gerçek zamanlı bir sanal dünya yarattı ve bunda dolaptan alıp içtiği ve onun moralini ve enerjisini Tavan yaptıran içecek düz sade renk yerine olmasın kişinin karakteri onu içtiğinde oynu oynayanın hiç mi canı çekmez sizce!!

Markalar gerçek dünyada olup biteni takip ederken sanal bir ortamı izleyecek ekip kurarak aslında o ortamdaki genclerin ilgisini çekecek yenilikleri keşfetmeli. Bu bir gerekliliktir, 5 yıl sonrasında herhangi bir çalışma yapmayan kendini köprüden aşşağı atsın yani çünkü çok geç olmuş olacaktır.

Bir hatırlatma şuan WoW oynunda oynayan kişi sayısı liechtenstein adlı ülkenin 10 katından fazla durumdadır...
Sony Son Care olarak Advergaming e başvurdu...
Yüksek maliyeti nedeniyle her bir konsol satışından zarara giren Sony, durumu telafi edebilmek için oyun içi reklam işine girmeye karar verdi.

Bu amaçla Double Fusion ve IGA Worldwide adlı oyun içi reklamcılık şirketleri ile işbirliğine giren Sony, PlayStation 3 oyunlarındaki reklam panolarında, duvarlardaki posterlerde, televizyon ekranlarında ve hatta meşrubat kutularında gerçek firmaların reklamlarını yapacak.
Öncelikle Online Oyunlar
Avrupa, Japonya ve Kuzey Amerika'da görülecek olan oyun içi reklamlar, reklam verenlere daha fazla esneklik tanıdığı için özellikle online oyunları hedef alacak. PS3 satışlarını bir türlü istediği seviyeye getiremeyen Sony, oyun içi reklamlarla oyun bölümünde bu yılı kârla kapatmayı umuyor

31 Temmuz 2009 Cuma

Kimine göre şanslı bana göre şanssız...


Biraz bilgi haricinde başıma gelenler... Bugün THY'de görüşmem vardı. Part-time çalışmak için gittim, bir güzel ingilizce döktürdüm karşılıklı; fakat içten içe bir şey beni yedi. Benim istediğim şimdilik en azından bir ajans. Ajans içinde bilgilerimi pekiştirmek tamam, kurumsal hayalim var ilerde; ama şu an ben sektörü öğrenmek istiyorum ve sağ olsunlar yaklaşık 30 farklı yere mail attım ve geri dönüş alamadım. Bu mudur yani sektördeki durum? Gidip stratejiye ya da başka departmana lise çağındaki daha yetmemiş bebelere ayırın kontejanları; ama bize gelince 23 yaşına gelmiş birine yok. Çok adaletsizce; yani günden güne harcandığımı görüyorum. Eminim öğretmen olsaydım daha çok rağbet görürdüm. İnsanı hayallerinden ne çabuk soğutuyorlar.

29 Temmuz 2009 Çarşamba

Bütünleşik Pazarlama İletişimi kimdir diye soranlara bir cevap



Pazarlama İletişimi ve Stratejileri
Rekabet Üstünlüğü Bıcaklarla Yapılan Bir Kavgada, Bir Tabancaya Sahip Olmak Gibidir.
Anonim
Son yıllarda artan iletişim aracları ile birlikte kurumlar hedef kitlelerini yakalamakta güçlük çekmeye başladı hangisi daha etkili hangi yolla daha fazla geri dönüş alırız kaygısına düştüler ve tam o sırada Pazarlama İletişimi kavramı ortaya çıktı ve kendini tanıttı ''Bir kuruluşun var oluşuyla ürün ve hizmetleriyle ilişkide bulunduğu ve bulunacağı kesimlere neler vadettiği, neler sağlayabileceğini anlatmasını sağlayacak iletişim çabalarının tümüdür'' diyerek ciddi olduğunu gösterdi. Tanımlardan yola çıkarak eğer kafamızda bir yere oturtmak istiyorsak BPİ(IMC) tam olarak bir kurumun pazarlama için yaptığı çabaların yanı sıra onun kurum içindeki ilişkileri, sosyal sorumluluk açısından izlediği politika ve bunların sonunda doğrudan ve ya dolaylı olarak satışların artmasının beklenmesi nihayetinde şirketin uzun yıllar ayakta kalması planlanmaktadır.


Pazarlama iletişimi Nasıl büyüdü küçüklükten olgunlaşmaya ne yedi ne yemedi...

Pazarlama çalışmaları ilk 1'e 1 ilişkiye geçen insanın en ilkel anlamda takas yapması ile sen bana pirinc ver ben sana tavuk veriyim şeklinde başladı bunlar herhangi bir iletişim aracına sahip olmadığından samimi yüz yüze bir iletişim yaşıyorlar, daha sonraki dönemlerde ise lidyalıların büyük icadı olan ve tarihin akışını değiştiren Para devreye girdi ve artık bir ürünle - para takas oldu ve bunlar gene samimi yüz-yüze yaptılar alışverişlerini. EE baktı bunlar üreten parayı kapıyor, sonra aralarından biri çıkıp ben ihtiyacımdan fazla üretiyim daha fazla paraya sahip olayım demiş ve kazandığı parayla daha fazla köle sahibi olup üretimi daha da arttırmış ve kitlesel satış - fiyat bu zamanlarda ileride ki kadar olmasada rakipler çıktığından biraz ortam kızıştığından bu sahipler hafiften kendilerini öne çıkarıcak faliyetlere geçmişler, evet en ilkel reklam ve pazarlama çalışmaları(gazeteler).Sonraki dönem ise 1960 a kadar olan dönem kitlesel iletişime tam anlamıyla geçiliyor ve rekabette artıyor fakat 2 büyük savaştan sonra insanlar pek düşünmeye fırsat bulamıyor ve bu da firma sahiplerinin işine geliyor ve tek yönlü pazarlama çalışmaları yapılıyor ve herhangi bir tüketici iç görüsü falan dikkate alınmıyor yani Mal-Fiyat-Dağıtım üzerine yoğunlaşılıyor. 1960 lardan sonra ise artan rekatbet globalleşme ve tüketicinin daha fazla bilgilenmesi doğrultusunda nihayet Klasik Pazarlama Dönemi başlıyor fakat bunlar şimdikine kıyasla çok ilkel tavırlar basit Reklam, Halkla ilişkiler, Fuar ve Doğrudan Pazarlama faliyetleri gibi bunların meydana gelmesinde büyük katkıda bulunan ve pazarlamanın babası olan Philip Kotler bu dönemde yaşamıştır. Ve ve ve en son ise Bütünleşik Pazarlama İletişimi Dönemi, bu dönem kurumlar için zorlu rekabetin, artan iletişim ağının(cep telefonu,internet), eğitimli hedef kitlenin, ve yeniliği arayan çalışmaların olduğu bir dönemdir.Bütünleşik pazarlama iletişimi hem bir süreç hem de bir konsepttir. Süreçtir, çünkü uzun dönemde kurumsal kimliğe katkı sağlayacak ve yönetsel anlamda iletişimi kullanacak bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır. Bir konseptir, çünkü pazarda üstünlük ve farklılık yaratacak bütün yaratıcı pazarlama iletişimi faaliyetlerinin pazarlama karması ile bütünlük sağlayacak genel bir sinerji sağlamaktadır. Eğer bu piyasada bir kurum hayatta kalmak istiyorsa bunların hepsini göze alıp yapmalıdır yoksa kaybolup gidecektir.

Pazarlama iletişimi Elemanları

Başta 4P ile başlayan pazarlama macerası daha sonrasında 4C ye daha sonrasında da farklı adlarla çıktı kim ne derse desin temel elemanlar belli fakat yeni oyuncularda oyuna katılmadı değil.
4P Price - Product - Place - Promotion
4C Cost of satisfy - Consumer wants and needs - Convenience to buy - Communication

  • Reklam
  • Halkla ilişkiler
  • Satış geliştirme
  • Satış personeli ve kişisel satış
  • Ürünün ambalajı, stili, rengi
  • Marka
  • Satış noktalarının yeri ve niteliği
  • Müşteri hizmetleri
  • Satış sonrası hizmetler
  • Doğrudan pazarlama
  • Pazarlama araştırmaları
  • Yeni ürün geliştirme
  • Kurum içi iletişim
diye açabiliriz...

Pazarlama Stratejilerinde ise...

Pazarlama iletişimi stratejileri pazarlama iletişimi amaçlı ve hedeflerine ulaşmayı sağlayacak yol ve yöntemlerin seçimiyle ilgilidir.
Bütünleşik pazarlama stratejisi oluşturulurken göze alınması gereken unsurlar ise;
  • Pazarlama iletişimi stratejisine maruz kalacak hedef kitle birimlerini değerlendirmeye almak,
  • Hangi iletişim aracının en etkili şekilde mesaj ilettiğini belirlemek,
  • İletişimcinin, nerede ve ne zaman iletişim kuracağını ayarlamak,
  • Hangi pazarlama iletişimi karmasının kullanılacağına ve bütçesinin nasıl paylaştırılıcağını programlamak
bu öğeleri içeren bir stratejide kullanmamız gereken basamaklar sırasıyla;
  1. Pazarlama iletişim fırsatlarını değerlendirmek,
  2. Pazarlama iletişimi kaynaklarını analiz etmek,
  3. Pazarlama iletişim hedeflerini ortaya koymak,
  4. Alternatif pazarlama iletişimi stratejileri geliştirmek ve değerlendirmek.
  5. Spesifik pazarlama iletişimi görevlerin ayırmak.
Pazarlama iletişimi stratejileri temelde; ürün – fayda stratejisi, imaj – kimlik stratejisi ve ürün – konumlandırma stratejisi olmak üzere üçe ayrılır.

Ürün - Fayda Stratejileri :
Ürün - fayda stratejileri, belirli bir ürün karakterini ve tüketiciye olan faydasını iletmek amacıyla oluşturulur. Bu stratejiler, ürünün sahip olduğu özellikler ve fonksiyonel açıdan yapabildikleri üzerine yoğunlaşır. Ürün - fayda stratejilerinin altında yatan düşünce; işletmenin pazarda kendi ürününü diğerlerinden ayıran özelliği bulmasıdır. Tüketici araştırmaları ya da yönetimsel sezgiler ile işletme, tüketici ihtiyacını tatmin edebilecek faydayı geliştirmeye çalışır.
İmaj - Kimlik Stratejileri :
İmaj stratejisinin ilk hedefi, spesifik markayı diğer markalardan ayırarak tüketici zihninde marka izlenimi yaratmaktır. İmaj stratejileri, psikolojik farklılıklar yaratarak başarılı ürün stratejisi yaratabilmektedir. Oysa ürün – fayda stratejileri, ürünün fiziksel ve işlevsel özelliklerini kullanarak ürün farklılığını iletebilmektedir.

Başarılı bir imaj stratejisi, işletmenin tüm iletişim değişkenlerinin koordinasyonu ve entegrasyonuna bağlıdır.

Kimlik stratejileri, imaj stratejilerinin genişletilmiş bir şeklidir. Kimlik stratejilerinde amaç marka imajını geliştirmektir. Ama, kimliğe önem veren ya da benimsiyen tüketiciler üzerinde marka imajı yaratmaya odaklanır. İmaj stratejileri ürün yönelimliyken, kimlik stratejileri tüketici yönelimlidir.

Ürün - Konumlandırma Stratejisi : Ürün konumlandırma, ürünü rakip ürünle bağdaştırarak ya da zaten akılllarda yer etmiş bir markayla bağlantı kurarak, markayı tüketici zihninde konumlandırmaya çalışan bir stratejidir.

Bütünleşik pazarlama iletişimi kavramı, pazarlama iletişimi çalışmalarının daha etkin ve daha planlı bir şekilde uygulanması gerekliliğinin bir sonucudur.

Kaynaklar ;
http://www.danismend.com/konular/pazarlamayon/PAZARLAMA%20ILETISIMI%20VE%20STRATEJILERI.htm

Bozkurt, İzzet. Bütünleşik Pazarlama İletişimi ''Bütünleşik Pazarlama İletişimi Tarihsel Gelişimi Tablo''.

Ve bilgi birikimim...



28 Temmuz 2009 Salı

Guerilla Marketing...Sakına Korkmayın !!


Geleneksel olmayan bir ortamda, tüketicinin hiç ummadığı bir anı kollayarak çok düşük hatta hiç bir pazarlama masrafına girmeden maksimum geri dönüşün alındığı bir pazarlama taktiğidir. Google amcamıza danışıp internette arattığımızda karşımıza pek çok açıklama çıkıyor fakat bunlar çoğunlukla Pazarlamaya Giriş dersinde aldığımız basit sıradan pazarlama tanımları başta belirttiğim gibi Gerilla Pazarlama sıradan pazarlama anlayışından biraz daha farklı ve maliyet düşük. İnternette edindiğim bilgiye göre Guerilla denmesinin sebebi Gerilla'ların çok düşük kaynaklarla çok büyük etki yaratmalarıdır. Bu yüzden bu ad konulmuştur... Yerinde bir davranıştır, gayet mantıklıdır...

Birkaç Guerilla Marketing örneği...

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

XXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXXX

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Viral Marketing


Elektronik ortamda bir ürün ve ya hizmetin kullanıcılar arasında bilinçli ve ya bilinçsiz paylaşılması diyebiliriz. En yaygın olarak sizin hergün mail kutunuzu dolduran Forward maillerin altında bulunan Hotmail Msn reklamları bunlara örnektir bunlar her bir kişi forward ettiğinde bir başka kullanıcıya bulaşıyor yani internette bir nevi virüs gibi o bilgi fikir mesaj dolaşıyor.

Markalar son zamanlarda Tv kanallarının yüklü masrafından kurtulmak için çektikleri reklamları internette paylaşım aracılığı ile daha fazla hedef kitleye hem de daha hesaplı olarak daha bitmedi bi de tam 12 den vurarak etkili olarak verdiler. ayrıca bu reklamlarda normal kanalları denetleyen rtük gibi unsur olmadığı için rahatlıkla cinsellik öğesini bol bol kullandılar. Mesela Coco-Cola Company bağlı olan Burn Reklamı...
video

Son zamanlarda insanların kendi beğenilerini başkalarıyla paylaşma isteği okadar çok arttı ki sahip olmadıkları hatta kullanmadıkları ürünlerin reklamlarını beğeniyor ve hatta kullanıyormuş gibi yorum yaparak ya sosyal network alanlarında ya direk mail olarak ya da paylaşım sitelerinde ve utanarak söylüyorum benim gibi blog yazarak paylaşıyorlar benim burda amacım coke un reklamını yapmak değil fakat onun reklamı aracılığı ile bazı bilgileri paylaşıp nasıl işlediği hakkında yorumda bulunmak. Daha detaylı nasıl işlediğini görmek için bir tabloda inceleyelim bakalım.

Görüldüğü üzere aslında herşey Word-of-mouth gibi çalışıyor fakat burda güvendiğimiz insanlar bize sanal ortamda ulaşarak deneyimlerini hatta hiç yaşamamış olsalarda bize aktarıyorlar. ne demek istediğimi anlamak için son günlerin facebook ta olay yaratan Fulya nın video olayı aslında Mert ve Begüm diye biri yok şaşırtıcı fakat ürünler var ve hiçte 1 ytl den satılmış değil gayet gidip dışarda bulacağımız fiyata satılmış şaşırtıcı ama gerçek. Kafasında bir oyun kurarak sahip olduğu malları Sosyal bir ortam olan Facebook sayesinde ve pekçok kişinin bildiği gittigidiyor aracılığı ile sattı. Sizce o gittigidiyor' un reklamını yapmadımı o paylaşımla. ve eminim siz de o video yu izledikten sonra gittigidiyor'a girip o ürüne bakmışsınızdır hatta girmişken şu ürüne bakayım demişsinizdir işte size VIRAL ADVERTİSİNG...

26 Temmuz 2009 Pazar

Positioning.. tamam tamam konumlandırma bakalım neymiş...


Güven Borça nın deyimiyle 9 cana sığdırırsak...

Soru: 400 kiloluk goril nerede oturur?
Cevap: Nerede isterse
Marka konumlandırma, hedef kitlenin beyninde bir yer sahiplenmek ve mümkünse oradan çıkmamaktır. Standart bir reçetesi yoktur. Ne yapacağımıza pazar ve rekabet durumuna göre karar veririz. Öncüsü olduğumuz bir pazar ile beşinci girdiğimiz bir pazarda aynı şekilde davranamayız. Aşağıda farklı durumlar için kullanılabilecek dokuz farklı konumlandırma stratejisi beğeninize sunulmaktadır:

1. Çöreklenme
Bir pazarda iletişime başlayan ilk marka, doğal olarak tüketicilerin en çok önem verdiği ürün özelliklerini (attribute) sahiplenmelidir. Sen bu üründen bunu bekliyorsun, ben de sana onu veriyorum, al ve hayrını gör. Örnek: Omo ve lekesiz temizlik, Prima ve emicilik, Akbank ve güven. İlk marka doğru işler yapıp zirveydeki yerini sağlama almazsa günün birinde goril gelir ve onu oradan kovalar.

Örnek: Salat - Komili, Meysu - Cappy.

2. Var mı ikimize yan bakan?
Pazar lideri en tepeye çöreklenmiştir ve onu oradan indirmek altı okka GRP ister. Siz de onunla dalaşmak yerine gidip tüketicinin en çok önem verdiği ikinci, üçünözellikleri sahiplenirsiniz.

Örnek: Alo - Beyazötesi, Ona - Açık sarı.

Konumlandırma stratejileri arasında şekil açısından en karaktersiz görünenidir ama markaya para kazandırır.

3. Kafa kafaya vuruşma
Pazar liderine kafa tutar, ondan iyi olduğunuzu iddia edersiniz. Bir savaş stratejisi olarak değerlendirildiğinde cepheden saldırı anlamına gelir. Konvansiyonel savaşta iyi savunulan bir mevkinin üç-dört katı kuvvetle ele geçirilebileceğinden yola çıkarak lideri tehdit eden markanın gerçekten de altı okka GRP, muharebe deneyimi, istihbarat ve lojistiğe ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz.

Örnek: Ariel ile Omo arasındaki mücadele Sakarya Meydan Muharebesi'ni aratmaz. Tarihte kimse Prima'ya (dünyada Pampers) uzun soluklu kafa tutamamıştır vb.

4. Niş pazarlama:
Pazardaki büyük kitleler büyük markalar tarafından sahiplenilmiştir. Yeldeğirmenleriyle savaşa girmek yerine kendinize küçük ama emniyetli bir alan bulur, onu sahiplenir ve şükredersiniz.

Örnek: Perwoll yünlüler için özel deterjan veya kahve içenler için özel beyazlatıcı diş macunu. Otomotiv pazarında Jeep vakası niş pazarlamaya örnek verilirdi, ancak günümüz İstanbul'unda ciplerin sedanlara cepheden direkt taarruz başlattığını söylemek yanlış olmaz.

5. Gerilla pazarlama
Genellikle niş pazarlama ile karıştırılır. Aradaki fark şudur. Niş pazarlama yapan marka etliye sütlüye karışmadan küçük bir alanda işini sürdürme çabasındadır. Kanaatkâr ve mutludur. Gerilla da küçük bir alanı ele geçirmeyi hedefler ancak bu parçayı liderden kopartır. Yani pazar liderinin alanına girer, onu rahatsız eder.

Örnek: Kosla, normal deterjanların çıkaramadığı lekeleri çıkarma iddiasında olan hazımsız bir markadır. Bu tavrı büyükler arasında tiksintiyle karşılanır.

6. Hormon takviyesi
Tüketicinin çok az ya da hiç önem vermediği ürün özelliklerinden biri öne çıkarılır, abartılır. İnsanlar bundan böyle onsuz asla yapamayacağına inandırılır. On yıl önce çamaşır makinelerimizde kireç diye bir sorun var mıydı? Şimdi Calgon'suz yapamıyoruz. Bu da bir nevi niş pazarlama taktiğidir. Hormonlu pazarlarda iletişimi kesince satışlar durur çünkü çoğu zaman gerçek bir tüketici ihtiyacını karşılamıyordur. Bkz. Ton balığı konservesi pazarı.

7. Yanında bir de tükenmez kalem
Pazar lideri çorbasına düşen sineğe karşı bazen önlem almak ihtiyacı duyar. Deterjan pazarındaki lider markaların "biz de kirece karşı koruyoruz" şeklinde reklam yapması gibi. Bazen rakipler ikincil-üçüncül özelliklerin üzerine öyle kuvvetle giderler ki lider de çıkıp "yahu biz bu alanda da iyiyiz" deme mecburiyeti hisseder. Omo'nun klasik leke reklamları dışında arada yaptığı "beyazlık" kampanyası gibi. Buna "ikincil yarar" denir.

8. Kanat taarruzu
Ana markalar niş sayılabilecek alanlarda da varyant çıkarırlar. Buradaki amaç bir yandan ana markanın temel iddialarını kullanırken, bir yandan da daha spesifik ve alt seviyedeki ihtiyaçları da karşılamasıdır. Örneğin ana deterjan markalarının "Active Fresh", "Dağ esintisi" gibi parfüm varyantları çıkarması bu alana girer. Literatürde bunlara "flanker" denir. Kanat taarruzunun gerilla savaşından farkı, küçük bir alanı sahiplenmek değil de savaşı kazanmaya yönelik bir girişim olmasıdır.

9. Hepsi bir arada
Oh ne ala. Çok kuvvetli ve kalıcı bir konumlandırma stratejisi değildir ama bazı durumlarda işe yarayabilir. En iyi örnekleri dört eğilimi birleştiren ANAP ve şampuandaki ikisi-üçü bir arada konseptleridir. Turgut Özal'ın karizması ve dönemin özel koşullarıyla ayakta duran ANAP zamanla eridi gitti. Şampuanda üçü bir arada hiç tutmadı. İkisi bir arada da eski gücünü yitirdi zaman içinde. Hem karada hem havada (ya da denizde) giden taşıtlardan onlarca üretildi ama hiçbiri satılmadı. Zor iştir bu işler. Siz siz olun bir şey yapın ve iyi yapın. Bir de onu net bir şekilde ifade edin.

Yani özetle konumlandırma güzeldir hoştur yerini belli ettirir tüketiciye dersin ben burdayım o orda şu şurda onla beni aynı kefeye koyma ya da koy ama ben daha iyiyim. Tabiki tüketici için bişey sunmak lazım konumunu belli edi bırakmayacaksın. Buna ek faliyetlerde bulup markayı geliştirip, hedefini yüksek tutacaksın. Global ya da yerel pazarda konumlandırma asla aynı şekilde yapmamalı bir pazarlama Prosu. Yoksa uff olur patlar içinde onca para çöpe tamam işe yaramaz mı diye sorabilirsin bende sana derim ki bana da milli piyango çıkma olasılıgı %oo1 yani ben napıyım bende isterim.

24 Temmuz 2009 Cuma

Bilinçaltı Reklamcılık yani bildiliğimiz Subliminal Adv. meselesi

Bilinçaltı reklamcılık insanların algı eşiğinin altında bir msg vererek onların bu msgı farkında olmadan almalarına denir. 1950 lilerin sonuna doğru ilk olarak coco-cola markası bunu sinemalarda denemiştir. İlk olarak 1sn de 24 kare bulunur ve bunun 1 karesini çıkararak büyük puntolarla ''DRINK COKE'' yazmışlardır ve etkili bir sonuç görememişlerdir daha sonrasında ise ''COKE'' yazmıslardır ve bir artış farketmişlerdir bunu da insanın bilincsiz olsa dahi direk verilen bir emiri uygulamadığıdır fakat ona secenek sunarak daha cok faydalı bulunuyor ve insanların zihnine coke yerleşiyor, yani siz hipnoz altındaki bir insana direk elini ateşe sok gibi bir emir verdiğinizde denek direk tepki göstererek uyanıcaktır fakat ona bunu hafifce ve dolaylı yoldan yaparsanız karşı koymayacak ve durumu kabullenecektir.
Bilinçaltı reklamda hedef, ‘bilinçaltı ikna’dır. Bu da, izleyici ve dinleyicilerin kendi hallerine bırakıldıklarında davranamayacakları tarzda davranmalarını sağlayan gizli ve algı dışı veya maskelenmiş uyaranların kullanımına yöneliktir. Çalışmada araştırma tekniği olarak literatür taraması yöntemi kullanılmış ve derleme türünde nitel bir çalışma yapılmıştır. Çalışmada, 1960’li yıllarda Amerika’da takıstoskop denilen bir cihaz sayesinde reklamcıların bilinçaltına yönelmenin reklamın etkinliğini artırmada daha işlevsel olduğunu fark etmeleri sonucunda bilinçaltı reklamcılık teknikleri ile tüketicilerin gördüğünün/duyduğunun farkında olmadığı şeyler tarafından etki altına alınmaya çalışılması, yaratılan bu etkinin bilinç yüzeyine çıkarak o malı satın aldırılmasının araştırılması amaçlanmıştır.
Freud un insanların bastırılmış dürtülerinden yola çıkarak, reklamcılarda subliminal advertisingde korku ve sex öğelerine yoğunlaşmışlardır sex daha kapalı gösterilir fakat korku öğeleri ap-açık sergilenmektedir Aids ve Küresel ısınma gibi durumlarda kullalması örnek gösterilir fakat sex ise kullanılması pek çok ülkede yasak olduğundan bir çok göz yanıltıcı öğe kullanılarak backgrounda saklanır ve ya görüntünün geneline yedirilir.

Bu Camel paketinin üzerinde farkedicekseniz ön bacağının üzerinde Elini beline koymuş ereksiyon durumunda bir erkek bulunmaktadır ve bu erkeğin güçünü simgeler. Zaten Camel sigarası bugüne kadar yaptığı bütün calışmalarda kendisni tam erkek sigarası olarak kanıtlayan ve gösteren bir imaj sergilemiştir. Çevrenizde dikkat edin Camel sigarası içen erkekler o ilk dumanı cektiklerinde sanki bir ereksiyon durumu yaşamaktadır ve sigarayı tutuş durumları falan diğerlerinden farklıdır. Yanında kullandıkları ise %90 oranla zippodur çünkü bu bir erkeklik göstergesidir.

Burada ise masum bir bayan kadeh kaldırıyor gibi fakat gelin bide başka türlü bakalım bu fotoya okadar masum muymuş..!!
Gördüğünüz gibi aslında kadın kadeh tutmuyor kendi çinsel organıyla oynuyor.
Bu ilanda ise bir plaj partisi bilardo oynayan birinden çok bir sex partisi vardır. Siyahi bir insanın elinde uzun bir siyah sopayı tutması ve bunun tam arkasında duran bikinili orgazm olmuş bir bayanın tam cinsel organına yönelmiş ve arka planda da bir bayan elinde içkisini içmektedir fakat içkinin tam duruşu ekranda ki beyaz mayolu erkeğin penisi doğrultusundadır ve erkek Camel Sigarasındakı öğe gibi ereksiyon durumunda eli sırtında ve zevk almaktadır. burda masum bir plaj partisinden çok bilincaltı olarak bir sex partisi vardır.
Bu Coco-Cola ilanında da ilk fotoda bişey belli olmuyor fakat daha yakından incelediğimizde buzların içinde bir bayanın erkek cinsel organını ağzına doğru götürmektedir.

Hadi Bu Fotoğraftaki Sex le ilgili olanları da siz bulun...

10 Temmuz 2009 Cuma

Shockvertising


Shocking ve advertising kelimelerinin bileşiminden oluşan bir sözcüktür.Reklam ve PR çalışmalarında insanlarda şok etkisi yaratacak öğelerin bir arada kullanması ile olur. Son zamanlarda insanları belli duygulardan (korku ve acıma gibi) vuran reklamlar var. Bu tarz reklam izleyen kişide ürünün veya hizmetin direk algılanmasında katkıda bulunur ya da bulunduğu düşünülüyor.

Ülkemizde bunu Regal reklamları ile daha iyi kavradık. Regal reklamlarında 2 aynı işlevi yapan ürünün karşılaştırılması yapılıyordu fiyat ve katile gibi konularda ve reklamdaki öğe aynı kalitede daha pahalı olan ürünü seçtiğinde cezalandırılıyordu.

Genellikle Shockvertising Aids,Küresel Isınma,Irkcılık gibi konularda kullanılıyor.Çünkü insanlara o tarz davranışların nasıl olumsuz durumlar yarattığını göstermek, o yapılan harekete karşı bir anti-pati uyandırır ve kişi kendisini o durumu gerçekleştirmekten alıkoyar.

Oliviero Toscani



Reklam sektörüne atıldığım ilk yıllarda çalışmalarını anlayamadığım fakat geçen zaman içinde aslında aynı şeyleri düşündüğüm reklamcı fotoğrafcı büyük insan.

Hakkında bulduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum genel olarak neler yaptığı kısa bir özgeçmişi,

28 Şubat1942’de.İtalya’da dünyaya geldi. Babası Corriere Della Sera, fotoğrafçı ve gazeteciydi. Sanatla iç içe büyüyen Oliviero üzerinde babasının etkisi oldukça fazlaydı. Okul yıllarında derslere oldukça ilgisizdi ve çoğu zaman okul yerine sinemaya gidiyordu. Mimarlık mesleğine de ilgi duyan Toscani, seçimini fotoğrafçılıktan yana kullandı ve babasının izinden gitmek üzere, 1961’de Zürih’teki Hochschule fur Gestaltung’a fotoğrafçılık eğitimi almak için kaydoldu.

Mezun olduktan sonra atıldığı iş hayatında, yeteneği çabuk farkedildi ve Elle, Vogue, Uomo Vogue, GQ, Harper's Bazaar, Esquire ve Stern gibi uluslarası dergiler için moda fotoğrafları çekti. Jesus Jeans için hazırladığı “Beni isteyen arkamdan gelsin” sloganlı kampanyasıyla reklamcılıktaki farklı bakış açısını duyurma olanağı buldu.

Esprit, Valentino, Chanel, Fiorucci ve sayısız firmanın marka olma yolundaki yolculuklarında belirleyici rol oynadı. Kurum imajlarını ve reklam kampanyalarını gerçekleştirdi.

1982 yılında Benetton´la başladığı iş ortaklığı 2000 yılına kadar, yani toplam 18 yıl sürdü. Toscani, bu dönem içinde Benetton için tüm dünyada büyük ilgi gören reklam kampanyalarını hazırladı ve Benetton markasını yarattı. 60’lı yıllarda yaşamış, o dönemden fazlasıyla etkilenmiş biri olarak reklamcılığı tüm dünyaya önemli mesajlar vermek amacıyla bir kitle iletişim aracı olarak kullandı. Tüm insanlığı ilgilendiren yoksulluk, açlık, ırçılık, savaş, Aids ve uyuşturucu gibi konulara sıradan tüketicinin en az nasıl giyinmesi gerektiğine kafa yorduğu kadar ilgi göstermesini sağladı. Reklamcılığı sosyal sorumluluk çerçevesinde gören anlayışıyla, bir çok tasarımcıyı etkiledi.

2000 yılında ölüm cezasını konsept alarak oluşturduğu reklam kampanyasına, Amerika´dan büyük tepkiler geldi. Bu yüzden Benetton´la yollarını ayıran Toscani, daha sonra yeni bir görsel kimlik kazandırdığı "Miramax Talk Magazine" için çalışmaya başladı.

Çalışmaları uluslararası fuarlarda ve çeşitli müzelerde sergilenen Toscani; Cannes Film Festivali´nden aldığı "lion d´or" ödülünün yanısıra, Tokyo, NewYork ve Milan Sanat Direktörleri Kulübü´nün "Grand Prix”ini, “Unesco Grand Prix´ini ve "Grand Prix d´affichage"i de kapsayan pek çok ödülün de sahibi oldu.

Ünlü reklamcı, dünyanın ilk global dergisi olma özelliğini taşıyan ve bir 'kült'e dönüşen “Colors”'ı hayata geçirdi. Toscani, aynı zamanda orijinal kampanyalar yaratan, modern iletişim sanatları üzerine çalışmalar yapan, uluslararası sanat ve iletişim okulu "Fabrica"'nın da kurucusuydu.

Constantin Costa Gavras’ın son filmi “Amin” için tasarladığı afişlerin yasaklanması istendi. Paris’te açılan davaya konu olan afiş, gamalı haç ile Hıristiyan haçını birlikte betimlediği için filmin içeriğinden ziyade posterin kendisi, filmin gösterime girme gününü tehlikeye soktu. Katolik piskoposlar konferansı başkanı Jean-Pierre Ricard, savaş sırasında kilisenin rolü hakkında yapılan yorum ne olursa olsun, Hıristiyan ve nazi haçlarının üst üste konulmasıyla, Hıristiyan inancının, nazi barbarlığı ile müttefik yapıldığını söyledi.

2005’te erkek giyim markası Ra-Re için hazırladığı ve homoseksüel çağrışımlar yaptığı söylenen reklam kampanyası ile muhafazakar grupları kızdıran Toscani, İtalya’daki gay haklarıyla ilgili tartışmaların artmasına neden oldu.

Toscani eşiyle birlikte uzun süredir sessiz sedasız Toscano'daki çiftliğinde yaşamını sürdürüyor. Paris'te okuyan kızı Ali Toscani, kendisiyle beraber çalışan oğlu, Rocco Toscani ve Boston'da okuyan kızı Lola Toscani olmak üzere 3 çocuğu olan Toscani, kendisiyle yapılan röportajlarda dünyanın en önemli 30 kadınından biriyle evli olduğunu belirtiyor. Ünlü tasarımcı, komikliği, tek cümlelik cevapları, absürt esprileri ve hazır cevaplılığıyla tanınıyor.

Kendi Ağzından

Genç kızlar birilerine benzemeye çalışıyor. Ne kadar aptallar. Kabul edilmeye çalışmak en sıkıcı şey. Benim işimi beğenmeyen beğenmez, bana ne. Ben, bana yapılan bütün kritikleri dinlerim. Bir kritik olmazsa o zaman üzülürüm işte. Provokasyonun kötü bir şey olduğu söylenir. Yeni bir fikri, yeni bir vizyonu kışkırtmak. Kışkırtırsanız ilerlersiniz. 'Bütün ömrüm boyunca kralıma inandım.”Salak. Şimdi kralın yok ki! Değişmen lazım. "

'Dünyada açlık sınırında olan 1 milyar çocuk varken, Benetton reklamlarından söz ediyor, tasarım konuşuyoruz. Biz insanlar, optimum medeniyete ulaşamadık. Köpeğim, çim, ağaçlar, su mükemmel. Ama biz insanlar değiliz. Yüzyıllardır birbirimizi öldürüyoruz. Gazete okuduğumda, insan olduğumdan çok utanıyorum.'

Eğer bir ülke hakkında kötü konuşmak isterseniz bu ülke Amerika. Eğer bir ülkeyi eleştirmek isterseniz, Amerika'dan daha iyi eleştirilecek bir ülke yok. Ama bir ülke hakkında iyi konuşmak isterseniz bu ülke yine Amerika. Kabul etmeliyiz ki hiçbirimiz Amerika'dan daha iyi değiliz. Gerçek demokrasi Amerika'da. Demokrasi, aslında çoğunluğun diktatör olabildiği bir sistem. Daha iyi de bir sistem yok.

24 saat çalışmak aptalların işi!

Televizyonu hayatınızdan çıkarın.

Ben her zaman âşığım. Aşk benim ruh halim."

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Who am i??

Hi everyone,

This is Volkan AYTAN and im 23 years old. Im studiyng The department of Advertising Desing and Communication at Yeditepe University next semester will be 7th semester in my school. My zodiac is Leo and i guess it fits my major.

I created this blog to share what happens in marketing and advertising world as i can see and talk about what i read.

see you soon...

i will talk about the hitchhiker's guide to the galaxy.