10 Temmuz 2009 Cuma

Oliviero Toscani



Reklam sektörüne atıldığım ilk yıllarda çalışmalarını anlayamadığım fakat geçen zaman içinde aslında aynı şeyleri düşündüğüm reklamcı fotoğrafcı büyük insan.

Hakkında bulduğum bir yazıyı paylaşmak istiyorum genel olarak neler yaptığı kısa bir özgeçmişi,

28 Şubat1942’de.İtalya’da dünyaya geldi. Babası Corriere Della Sera, fotoğrafçı ve gazeteciydi. Sanatla iç içe büyüyen Oliviero üzerinde babasının etkisi oldukça fazlaydı. Okul yıllarında derslere oldukça ilgisizdi ve çoğu zaman okul yerine sinemaya gidiyordu. Mimarlık mesleğine de ilgi duyan Toscani, seçimini fotoğrafçılıktan yana kullandı ve babasının izinden gitmek üzere, 1961’de Zürih’teki Hochschule fur Gestaltung’a fotoğrafçılık eğitimi almak için kaydoldu.

Mezun olduktan sonra atıldığı iş hayatında, yeteneği çabuk farkedildi ve Elle, Vogue, Uomo Vogue, GQ, Harper's Bazaar, Esquire ve Stern gibi uluslarası dergiler için moda fotoğrafları çekti. Jesus Jeans için hazırladığı “Beni isteyen arkamdan gelsin” sloganlı kampanyasıyla reklamcılıktaki farklı bakış açısını duyurma olanağı buldu.

Esprit, Valentino, Chanel, Fiorucci ve sayısız firmanın marka olma yolundaki yolculuklarında belirleyici rol oynadı. Kurum imajlarını ve reklam kampanyalarını gerçekleştirdi.

1982 yılında Benetton´la başladığı iş ortaklığı 2000 yılına kadar, yani toplam 18 yıl sürdü. Toscani, bu dönem içinde Benetton için tüm dünyada büyük ilgi gören reklam kampanyalarını hazırladı ve Benetton markasını yarattı. 60’lı yıllarda yaşamış, o dönemden fazlasıyla etkilenmiş biri olarak reklamcılığı tüm dünyaya önemli mesajlar vermek amacıyla bir kitle iletişim aracı olarak kullandı. Tüm insanlığı ilgilendiren yoksulluk, açlık, ırçılık, savaş, Aids ve uyuşturucu gibi konulara sıradan tüketicinin en az nasıl giyinmesi gerektiğine kafa yorduğu kadar ilgi göstermesini sağladı. Reklamcılığı sosyal sorumluluk çerçevesinde gören anlayışıyla, bir çok tasarımcıyı etkiledi.

2000 yılında ölüm cezasını konsept alarak oluşturduğu reklam kampanyasına, Amerika´dan büyük tepkiler geldi. Bu yüzden Benetton´la yollarını ayıran Toscani, daha sonra yeni bir görsel kimlik kazandırdığı "Miramax Talk Magazine" için çalışmaya başladı.

Çalışmaları uluslararası fuarlarda ve çeşitli müzelerde sergilenen Toscani; Cannes Film Festivali´nden aldığı "lion d´or" ödülünün yanısıra, Tokyo, NewYork ve Milan Sanat Direktörleri Kulübü´nün "Grand Prix”ini, “Unesco Grand Prix´ini ve "Grand Prix d´affichage"i de kapsayan pek çok ödülün de sahibi oldu.

Ünlü reklamcı, dünyanın ilk global dergisi olma özelliğini taşıyan ve bir 'kült'e dönüşen “Colors”'ı hayata geçirdi. Toscani, aynı zamanda orijinal kampanyalar yaratan, modern iletişim sanatları üzerine çalışmalar yapan, uluslararası sanat ve iletişim okulu "Fabrica"'nın da kurucusuydu.

Constantin Costa Gavras’ın son filmi “Amin” için tasarladığı afişlerin yasaklanması istendi. Paris’te açılan davaya konu olan afiş, gamalı haç ile Hıristiyan haçını birlikte betimlediği için filmin içeriğinden ziyade posterin kendisi, filmin gösterime girme gününü tehlikeye soktu. Katolik piskoposlar konferansı başkanı Jean-Pierre Ricard, savaş sırasında kilisenin rolü hakkında yapılan yorum ne olursa olsun, Hıristiyan ve nazi haçlarının üst üste konulmasıyla, Hıristiyan inancının, nazi barbarlığı ile müttefik yapıldığını söyledi.

2005’te erkek giyim markası Ra-Re için hazırladığı ve homoseksüel çağrışımlar yaptığı söylenen reklam kampanyası ile muhafazakar grupları kızdıran Toscani, İtalya’daki gay haklarıyla ilgili tartışmaların artmasına neden oldu.

Toscani eşiyle birlikte uzun süredir sessiz sedasız Toscano'daki çiftliğinde yaşamını sürdürüyor. Paris'te okuyan kızı Ali Toscani, kendisiyle beraber çalışan oğlu, Rocco Toscani ve Boston'da okuyan kızı Lola Toscani olmak üzere 3 çocuğu olan Toscani, kendisiyle yapılan röportajlarda dünyanın en önemli 30 kadınından biriyle evli olduğunu belirtiyor. Ünlü tasarımcı, komikliği, tek cümlelik cevapları, absürt esprileri ve hazır cevaplılığıyla tanınıyor.

Kendi Ağzından

Genç kızlar birilerine benzemeye çalışıyor. Ne kadar aptallar. Kabul edilmeye çalışmak en sıkıcı şey. Benim işimi beğenmeyen beğenmez, bana ne. Ben, bana yapılan bütün kritikleri dinlerim. Bir kritik olmazsa o zaman üzülürüm işte. Provokasyonun kötü bir şey olduğu söylenir. Yeni bir fikri, yeni bir vizyonu kışkırtmak. Kışkırtırsanız ilerlersiniz. 'Bütün ömrüm boyunca kralıma inandım.”Salak. Şimdi kralın yok ki! Değişmen lazım. "

'Dünyada açlık sınırında olan 1 milyar çocuk varken, Benetton reklamlarından söz ediyor, tasarım konuşuyoruz. Biz insanlar, optimum medeniyete ulaşamadık. Köpeğim, çim, ağaçlar, su mükemmel. Ama biz insanlar değiliz. Yüzyıllardır birbirimizi öldürüyoruz. Gazete okuduğumda, insan olduğumdan çok utanıyorum.'

Eğer bir ülke hakkında kötü konuşmak isterseniz bu ülke Amerika. Eğer bir ülkeyi eleştirmek isterseniz, Amerika'dan daha iyi eleştirilecek bir ülke yok. Ama bir ülke hakkında iyi konuşmak isterseniz bu ülke yine Amerika. Kabul etmeliyiz ki hiçbirimiz Amerika'dan daha iyi değiliz. Gerçek demokrasi Amerika'da. Demokrasi, aslında çoğunluğun diktatör olabildiği bir sistem. Daha iyi de bir sistem yok.

24 saat çalışmak aptalların işi!

Televizyonu hayatınızdan çıkarın.

Ben her zaman âşığım. Aşk benim ruh halim."

Hiç yorum yok: