5 Ağustos 2009 Çarşamba

Gerilla Marketing Ödülleriiiiiiiiiiiii


Gerçekten çok farklı bir yarışma. Çalışmalar uluslararası ve Genç Aslana gönderme olarakta Old Croquette diye bir kategori daha açılmış. Öteki kategorilere baktığımızda ise, Offline alanda Ambush Marketing (Pusu Pazarlama), Field Marketing (Saha Pazarlama), Urban Interventions (Kentsel Müdahale), New alternative Media (Yeni alternatif Medya), PR Stunt, The “un” Category (Diğer), Online alanda Viral, Interactive Projects (İnteraktif Projeler), The Digital “un” Category (Digital/Diğer). Portekizin ilk Gerilla Reklam Ajansı olan Torke ve Lisbon ADschool birleşerek bu yarışmayı düzenledi. Baktığımızda çalışmalara, önemli olanın bütçe değil de Fikrin ve uygulamanın olduğunu anlıyoruz.

Ödül alan çalışmalar için buraya tıklayınız.
Kaynak: Bigumigu

4 Ağustos 2009 Salı

BBDO Düsseldorf, Germany JOIN US!!


Join Us
BBDO Düsseldorf looking for some kick ass Creatives

Gerçekten güzel bir ilan olmuş adeta davet var yani =)
Gördüm ve paylaşmak istedim.
ve bizleri biraz da heycanlandıracak birkaç bilgi ekleyeyim

künyesine baktığımızda ise,
Advertising Agency: BBDO Düsseldorf, Germany
Creative Director: Toygar Bazarkaya
Art Directors: Jake Shaw, Sven Kösling
Copywriter: Anno Thenenbach
Photographer: Klaus Merz

Harbi Toygar hede hede heytttt...
İyi yapmış fikrine sağlık,

gördüm, sevindim, gurur duydum!!

...ve Tyler Brûle Monocle'ı yarattı...

Tyler Brûle kim diyecek olursak Kanada doğumlu futbolcu bir baba ve sanatcı bir annenin tek çocugu.Kısa bir hikaye ile geçmişini söylersek gençliğinde de daima farklı olmayı hedefleyen, yeni değişik ve daima cevresinde gündemde olan bir gençtir. Kanada da basın işine girerek hızını alamayarak İngiltereye geçiş yapıyor. BBC de gazetecelik deneyimlerine profesyonel anlamda geçiş yapar ve birkaç yıl içinde batının ünlü dergilerinde şeflik yapmıştır daha sonralarında makaleleri Elle, Sunday Times, Stern gibi dergilerde çıkmıştır. Ona göre hayatnın dönüm noktası Afganistanda fotoğrafcı olarak görevlendirdiği zaman değişmiştir çünkü ölümü görmüştür orada. Beraber yola çıktığı çevirmen, şöför pusuyu düşürülmesi ile başına gelmiştir. Omuzundan ve kolundan yaralanarak sol eli işlevini yitirmiştir. ve ve ve asıl karizması bu dönemden sonra başlıyor aldığı tazminatla kafasında hayalini kurduğu sıradışı hayatı, lüksü, asaleti ve züppeliği ama kendi hayalinde ki züppeliği uygulayacak imkanı bulmuştu. Ve nihayetinde wallpaper dergisini çıkardı ilk 4 sayıyı hiç bir destek olmadan kendi cebinden ödeyerek karşıladı ama beklenen oldu ve Time Medya grubu 1.6 milyon dolara satın aldı dergiyi. Ve artık o aradığı lüks ürünler reklamlarını vermek için kapısına dayanıyordu.Gucci, Prada, Boeing gibi... ama daha sonrasında Time Medya grubunu daha muzafakar bir grup satın alınca Brûle ün davranışları göze batmaya başladı ve baskı altında fikir çıkmayacağından kendini 2002 de azad etti ve yeni arayışlara geçti. Sonrasında Time Medya ya sattığı derginin logo tasarım ve yaratıcı ajansı olan Wink Medya yı satın alarak adını Winkreative olarak değiştirdi ve dergisinin eski sayılarında Zürih i model kent olarak göstermesi sonunda işe yarayarak o zamanlar isviçre nin batmak üzere olan havayolu şirketi Swissair i yeni markalaşma dönemine sokarak farklı fikirlerde bulundu; uçağın içinde ne tarz ışıklar kullanılırsa yolcular daha şık görünür,lüks havayolu taşımacılığı nasıl olur gibi çok detaylı olarak bir sunum yaptılar ve işi kaptılar 11 ülkede 22 farklı marka ile çalışarak yine bir başarıya daha imza atmış bulundu. Hızını alamayarak MonocLe' ı çıkardı ve ağırlıklı olarak metropol şehirlerde sosyal ve siyasal karmaşanın toplumun kültürüne nasıl yansıdığını ve lüksü tabiki dergisinde sundu genel olarak bahsettiği kentler daima onun moda ve lüksü tasvir eden ve favorisi olan Kopenhag, Zürih, Stockholm, Londra, Tokyo gibi yerlerdi. İstanbul ve sudan gibi yerlerde de değinmiyor değil dergide. Genellikle çevreci bir tavır takınarak bisiklet kullanımını destekliyor ve bisiklet tasarımlarıyla da bunu veriyor. ve Monocle bir marka olma yolunda daha büyük adımlarla ilerliyor. Hisako adı altında kendi parfümlerini çıkarıyorlar ve aroma olarakta Japon Kaplıcalarını ve İskandinav ormanlarının kokusunu kullanıyorlar parfümde.Londra ve dünyada ki farklı metropollerde gazete bayilikleri açmaktalar, bu bayilerde dergileri gibi sade ve şık. İleride cafeleri, restorantları açılırsa inanın hiç şaşırmayacağım.

Eğer markalaşma çabaları içinde olan bir firma olsam ne yapar ne eder bu adamla tanışmanın yolunu bulur en azından otorur beraber bir kahve içerdim. Bence buna değer mi?? hemde sonuna kadar...

3 Ağustos 2009 Pazartesi

B2B...Pazarlamak ya da şirketlere pazarlamak bütün mesele bu

Bire bir ilişkiyi zor kurduğumuz bu dönemde bir de şirketler arası pazarlamayı düşünüyorumda gerçekten zor olsa gerek. Bir şirketi bir birey olarak algılayalım hatta bu kız olsun 21 yaşlarında alımlı dolu talibi olan ve gönlünü başkalarına açmış ve talibi çok fazla. Düşünün klasik tipte isteyenleri var yeni oluşumlara yer açmış farklı bir tip var diğer tarafta olgunlaşmış saçları ağırlaşmakta olan biri, öbür tarafa bakıyor daha hayata yeni atılmış ana kuzusu biri.Gerçekten zor bu tipleri pazarlama açısından düşündüğümüzde eminim aklımıza dolu marka geliyordur. Peki bu kızcağaz hangisini seçip düzeyli bir ilişkiye başlayacak?? Düşünüyorumda bu internete de giriyordur bir bakıyor farklı farklı siteler aradığı özellikler ne olur acaba... Gerçekten işi zor!!

Internetten çalışacağı firmayı arayan bir başka firma isteklerine günümüzün koşullarında bakarsak,

site eski bayağı sitelerin dışında biraz daha insana aradığını bulmuş hissi yaratacak, blog ve ya tarzı şeylerle zenginleştirilmiş tüketicinin fikirlerini de içinde barındıran aslında aracı olacağı firma ve hedef kitle arasında güzel bir köprü olduğunu vurgulamalı.

Bu yeni nesil firma çalışanları her insan gibi facebook tarzı sitelere giriyor yeni oluşumları değerlendiriyor kendini tagliyor ya da grup acıyor. Eeee ozaman bu b2b çalışmak isteyen firma da kendini o tarz sosyal ortamlara taşımalı ve işini orda paylaşmalı bu yeni bir gelişme değil fakat gördüğümüz gibi çok büyük dediğimiz firmalar daha yeni geçti ya da geçmeyi düşünüyor.

İlerde Firmalar ne çaplı olacak diye düşünürsek eğer bir Caos olacağı şimdiden gözden kaçmayan detaylar arasında düşünsenize bugün bile gazeteye baktığımızda daha 1 yıl öncesinde dünya devi olan firmalar şirketler battıklarını açıklıyor. Örnek verecek olursak İzlanda nın batması ya da daha 2 ay önce ekonomik sorunlardan kapatılan Trendsetter dergisi gibi. Neyse gelecekte oluşacak pazar ortamı daha çok küçük küçük firmalar değilde tekele sahip olmuş holdingler bazında olacak gibi çünkü bu yaşanan ekonomik krizler büyük firmaları değilde sadece bir konuda yoğunlaşmış olan küçük ölçekli firmaları etkilemekte ve gelecekte karşımıza Unilever, Procter & Gamble gibi birçok firmayı içinde barındıran büyük ölçekli firmalarla karşılaşacağımız kaçınılmaz gibi. B2B geçmişte bambaşkaydı, bugün internete taşınmış durumda, gelecekte ise ne olacağını kim bilir belki Büyük bir firmanın kurum içi iletişiminden başka bişey olmayacaktır. Departmanlar arası naber? Nasılsın?a dönecek...

Korkutucu gibi ama biz değilmiyiz yatağın altında bişey olmasada eğilip bakan, o halde bir kafamızı kaldıralım bakalım başımıza ne geliyor...

üzücüü

bir şey farkettimde okuyucu başlat çubuğunda ki programlarıda mozilla da sekme kapatır gibi mouse 'un orta roll tuşuyla kapatabilsek ya, denedim yapamadım bu beni çok üzdü. =(

2 Ağustos 2009 Pazar

Jargon bir Jartiyerdir Herkese Yakışmaz...

Alışmadık goetthe jargon durmaz kardeşim. Şimdi önceki cümlede o şekilde yazdım ama; o benim jargonum deil aman yanlış anlaşılmasın. Bakalım neymiş bu jargon bilmeyenler varsa kapsın. Her ajans kendi içinde farklı şekillerde yeni bir dil geliştirir bir nevi ilk kabilelerin oluşmasında ki gibi, ajans çalışanları da yan yana geldiklerinde yeni bir dil yaratırlar dergiden şunu alıyım, a bu blog'da bu varmış kullanıyım bunu, a patron şunu dedi o da iyimiş, gibi deyişlerle zamanla yeni bir dil yaratılır. Geçmişte buna benzer oluşumlar vardır misal Esperanto. Neyse jargon son zamanlarda reklamcıların bir araya gelerek ordan burdan kelimeler ekleyerek yeni tâbirler kattığı bir kelime kullanış tarzıdır. Bu oluşum network ajansların artmasıyla daha da bir kendini belli etti ve geliştirdi kendini. Internetle birlikte bu kelime dağarcığı kavramı hat safaya cıktı. Aslında her meslek dalının kendi jargonu vardır misal Tıpta eks oldu denmesi gibi. Tabi bu ayrı bir konu başka bir konuda tartışılmalı.

İnternette bulduğum güzel bir reklam terimleri derlemesi paylaşmak istedim,

animation: fikir yeterince guclu olmadiginda basvurulan bir goz boyama teknigi
antant kalmak: musterinin acansi ikna ettigi vahim durum
brief: kisasi makbul mutluluk cubugu, buyuk sorulara geyik cevaplar manzumesi
Briefing : brief’in sozlu sazli, el kol hareketlisi, tohumun atildigi yer
butcesi dusuk musteri: kac kaac
buyuk fikir: depresyon, vermeyen gelin
call to action: tuketiciyi mali almaya ikna ettigi varsayilan bos laflar
Concern: gaz sancisi, ic sikintisi, icimde patlayacagina disima atayim, ben de ses cikarayim kaygisi
Crm : adamina gore muamele, her musteri velinimetimiz olmayabilir durumu, ceremeli durum tespiti
Deadline: herkes tarafindan nefret edilen, kimse tarafindan uyulmayan finis cizgisi, ugruna telef olanlarin anisina ‘olucizgi’ olarak da anilir
Dia: sik sik kaybolan, kaybeden kisiye kabuslar gordurten seffaf, sirin materyal
Feedback :vermesi almasindan zevkli nadir kavramlardan biri
Fikir: stres kaynagi, nazli gelin
Fiyat Teklifi: toplam maliyete %50 eklenerek ve sonuna +/- %10 degisiklik olabilir denilerek musteriye sunulan samimi! bir is iliskisi ornegi
fokus grup:* tuketicilerin bir odaya kapatilip hedef kitle muamelesine tabi tutulduklari, kusturana kadar soru sorulduklari ve yalan soylemelerine izin verildigi gaz odasinda masabasi gevezelikleri
Font: en cok minciklanan, iletisim askeri
İçiletişim: motivasyonu tavana vurdurmak, cikabilecek isyanlari bastirmak, catlak sesleri susturmak icin organize edilen sempati yogun itis kakis faaliyetlerinin tumu
İnsight: herkesin pesinde oldugu tuketicinin kalbi, beyni ve midesinin markayla kesisim noktasi, nedeni nicini
Jingle: eglenceli reklamlarin olmazsa olmazi
Konkur : kan, ter ve uykusuz gecelerle bezenmis acili ve sonu belirsiz surec, beyin hucresi katliami
Konsensus : bir araba harala gurele sonrasi ulasilan kaotik cozumsuzluk noktasinda birilerinin balatalari siyirip isi ele almasi ve ekibin tirsi dolu bakislari arasinda karari vermesi
kontribus: varlik teyidi, alo ben buradayim efekti
marka hortlamasi: olu balik taklidi yapmakta olan markanin pazar kaybi, ekip degisimi, yeni rakip peydah olmasi ve biryerden beles reklam yeri bulma gibi nedenlerle iletisim yapmayi hatirlamasi
marka konumlamasi: patlican oturtma, ayrac, keyfekeder payitaht, rakiplere sah ve mat
marka mimarisi: yap boz tahtasi, anne ve cocuklari
marka: tapilan, itilip kakilan, hor gorulen, sevilen, ustune ask siyirleri yazilan selvi boylu sehir guzeli
marka vizyonu: evlenme vaadiyle kizlik bozma bahanesi, hic gelmeyecek guzel gunler; pembe pancur, mavi gozlu cocuk
memorable device- sepet sepet yumurta sakin beni unutma, kor gozun parmagi, acemi kayakci batonu, sakar firinci kuregi
motivasyon: genelde dusmeye meyilli, haci yatmaz endeks, sende yoksa veremezsin
on-pack: cin’den gelen 1 dolarin altindaki ivir zivirin sattirmak icin mala ilistirilmisi
outdoor: kaosperver mecra
pack shot: reklamin son sansi, tv8’de bir program
pazarlama: sergio zyman’in olu ilan ettigi, her bir p’si birbirinden nadide doktrin
photoboard: sunum oncesi birdenbire kitlasan kara kuru israf malzemesi
photoshop: kic toparlayici estetik cerrahi programi
planlama: ne idugu belirsiz karizmatik fonksiyon, marka lehine tuketici dalkavuklugu
positioning:* tas yerinde agirdir, kutu kutu pense, gitse tuketicinin kafasinda yer etse
post pack shot: packshot’in kuzeni, komikligin altini cizme firsati
posttest: kampanya sonrasi ic rahatlatma seansi ya da bosanma karari
ppt: power point presentation- fazlasi zehirlenmeye ya da gecici korluge yol acan sunum sekli
pr: bilenlerin bilmeyenlere bir turlu anlatamadigi, inandiramadigi cok muhim aktiviteler buketi, son zamanlarda reklam disinda kalan hersey diye de tanimlanir
pretest: yaraticiligindan, sattiracagindan, ikna edeceginden emin olunmayan konsept veya kampanyalarin tuketiciler tarafindan parca pincik edildigi arastirma turu
prime time: medya zamanini pahali satma bahanesi
product placement: kimi meshur kisilerin dizi ve filmlerde goze sokarak ve asla caktirmadan urunu kullanmasi icin verilen yasal rusvet
promosyon: biz karismayiz
punto: herkesin kendinde karismaya hak gordugu harf endami
reklam: sergio zyman’in olu ilan ettigi, acik kalp ameliyatindan hallice, meditasyon hali, promosyonlu hayal satisi
renk ayrimi: cok kisinin bakip, hickimsenin kontrol etmedigi, neden 4 sayfa oldugu merak konusu olmus cuma aksami ajans bekcisi
revizyon: kufur artirma mekanizmasi, oruc bozan nane, onsuz olmaz
satis: isimiz olmaz
shooting board: storyboard‘un hormonlusu, yonetmenin eli ayagi
storyboard: cizgi roman irisi, dert anlatma, mesaj verme kaygulu kaygusuz abdal
strateji: bugun var, yarin yok
sunum: stand-up komedi, dead man walking, ip cambazligi, aslinda biz de tam sizin dediginiz gibi dusunuyoruz serenadi
tag on: ana film derdini tam anlatamadigi durumlarda kullanilan cankurtaran simidi
takim calismasi: birbiriyle ilgili ilgisiz insanlarin biraraya getirilip cayira salinmasi, paintball’a boyanmasi
taslak: fikrin embriyo hali
toplanti: yurttan sesler korosundan beraber ve solo sarkilar
trase: taslak kevasesi, elimin kiri, kaldirima dusmus vazgecilmesi kolay gorsel
umut vaad eden yazar: brosur yazan, ele gelen fikirleri abileri tarafindan calinip, allanip pullanan ve satilan arkadas
urun: kotusu iyi reklami oldurur
voice over: haricten gazel okuyup, mesaj veren davudi ses
win win situation: eszamanli orgazm
workshop: toplu geyik muhabbeti, epik masturbasyon
yaratici is: ticari deger yaratma iddiasindaki sanatsal mesaj kaygisi
yaratici surec: hep icinde bulunuldugu teranesiyle yeni islerden kacilan, oksijen cadiri
yayinda toplar: artik hicbir musterinin yutmadigi en eski reklamci yalani
zamanlama: takvimde ugurlu sayilarin secimiyle olusturulmus, uyulmamasi zorunlu plan


gördüğünüz üzere bu tarz anlamlar yatabilir altında kim bilebilir ki...

Bu konuda yapılmış çalışmalardan, hatta derlemelerden biri de uzun çabalar harcayıp girmeye (staj yapmaya) çalıştığım ajans olan manajans ın uzun yıllar ingilizce metin yazarlığı yapmış olan Tanses Gürsoy tarafından yazılmış olan Reklam Terimleri ve Kavramları Sözlüğü' dür. En yakın zamanda edinip bi göz atacam söz.
Bir öğrenci, bir stajyer gözünden jargon bu şekilde olabiliyor tabi kimi ne yakışıyor, kimi ne yakışmıyor. Lütfen kalıbına uyduramayanlar kullanmasın kardeşim olmuyor beceremiyorsunuz.

Konuyu bugün Haluk Gürgen i gördük AURHİ duyurulur yaşlı bir kadınla oturuyordu diyerek kapatıyorum. En kısa zamanda yeni yazılarla görüşmek üzere şimdilik hoşçakalın...

Reklam Sektörü hakkında öğrenci-stajyer bilgisi

Reklam günümüzde gördüğümüz herşeyde biliyorsunuz. Özel sektörün varlığıyla önemini günden güne artırmakta. İmaj geliştirme,konumlandırma,promosyon filmleri gibi çekilen tüm spotlar,yapılan tüm reklam çalışmaları için büyük firmalar,rastgele mecra kullanmayı bir tarafa bırakıp,yeni yeni bilinmeye başlanan medya planlama ajanslarını,mecralarla aralarında hem bir nevi elçi hem de tecrübelerinden ve uzmanlıklarından yararlanmak adına bir yol gözterici olarak tercih etmeye başladılar. Bu görevini yerine getiren bilinen bazı medya planlama ajansları Mindshare,Zenith,Markom,Starcom gibi ajanslar müşterileri olan markalarla,istenilen çalışmaları karşılıklı görüşüp,mecra satın alma işlevini yerine getiriyorlar.Reklamın bu kadar önemli bir yere sahip olması,en önemlisi sektörde yer edinmiş büyük markalar,dev kuruluşlar için çok büyük,önemli ve rekaber ettirici bir güç haline gelmesi, her yeri ama mümkün olabilecek her yeri reklam verenleri mecra olarak kullanmaya itti.Öyle ki,tuvaletler,marketlerde üzerinde yürüdüğümüz zemin (floorgraphics),Beşiktaş'taki sıradan bir inşaat duvarı dahi çeşitli markaların küçümsenmeyecek meblağlar karşılığı yer edinmek istedikleri mecralar haline gelmiştir.

Ceren Bozkurt

1 Ağustos 2009 Cumartesi

Advergaming Hakkıında!!!

Reklam ve Oyunun birbirine bağdaştırılarak kullanılması ile yapılmaktadır.Son zamanlarda kullanımı hayat kurtaracak derecede etkilidir.

2000 li yıllardan sonra dünyada oyun sektörü Hollywood u yakaladı ve geçti oyunun klasik boyutundan gerçek zamanlı oyun aşamsına geçmesinde artık yeni nesil yani pazarlamacıların etkilemeye çalıştığı en etkin kitle zamanının bir çoğunu hatta büyük kısmını bilgisayar başında oyun oynayarak geçiriyor bu da pazarlamacılar için büyük bir sorun teşkil ediyor. EE bu durumu gören aç pazarlamacı boş durur mu tabiki durmaz Oyun içi reklamın ilk örneği 1978 yapımı “Adventureland” isimli oyun sayılıyor. Bu oyunda dışarıdan bir reklamveren söz konusu olmasa da oyunun yaratıcısı Scott Adams bir sonraki oyununun reklamını oyunun içine yerleştirerek bu alanda bir ilke imza attı. REDBULL veya Coco-Cola,World of Warcraft dünyasını ele alalım orda ki bir Vendor(satıcı)'a Satmaları için güzel özellikleri olan Nike logolu bir ayakkabı bırakmasın ve gerçek dünyada da o seride bir ayakkabı üretip üstündeki desenleri oyuna özgü yaparak tüketicide bir bağ oluşturmak eminim deli gibi sattırır çünkü kıçı kırık sadece üstünde WoW un Logosu olan bir Mouse Ped e 30 ytl veren hergün zevkle giyeceği bir ayakkabıya kesinlikle ne olursa olsun parasını verir ve alır.
da yanlış hatırlamıyorsam reklam mecrası olarak stad kenarındaki panolara kullanıldı daha sonrada gittikçe mecralar arttı geçmişi konuşmak değil amacım zaten 99da veya oncesinde ne olduysa oldu bizi ilgilendiren yarın ne olacağı. Gerçek zamanlı oyunların içindeki karakterlerde nerde bizim gibi ihtiyacları olan fakat onlara o ihtiyaclarını karşıladığımızda ek değerler katan ürünler çıkıyor. Örnek verecek olursak Sims 3 gerçek zamanlı bir sanal dünya yarattı ve bunda dolaptan alıp içtiği ve onun moralini ve enerjisini Tavan yaptıran içecek düz sade renk yerine olmasın kişinin karakteri onu içtiğinde oynu oynayanın hiç mi canı çekmez sizce!!

Markalar gerçek dünyada olup biteni takip ederken sanal bir ortamı izleyecek ekip kurarak aslında o ortamdaki genclerin ilgisini çekecek yenilikleri keşfetmeli. Bu bir gerekliliktir, 5 yıl sonrasında herhangi bir çalışma yapmayan kendini köprüden aşşağı atsın yani çünkü çok geç olmuş olacaktır.

Bir hatırlatma şuan WoW oynunda oynayan kişi sayısı liechtenstein adlı ülkenin 10 katından fazla durumdadır...
Sony Son Care olarak Advergaming e başvurdu...
Yüksek maliyeti nedeniyle her bir konsol satışından zarara giren Sony, durumu telafi edebilmek için oyun içi reklam işine girmeye karar verdi.

Bu amaçla Double Fusion ve IGA Worldwide adlı oyun içi reklamcılık şirketleri ile işbirliğine giren Sony, PlayStation 3 oyunlarındaki reklam panolarında, duvarlardaki posterlerde, televizyon ekranlarında ve hatta meşrubat kutularında gerçek firmaların reklamlarını yapacak.
Öncelikle Online Oyunlar
Avrupa, Japonya ve Kuzey Amerika'da görülecek olan oyun içi reklamlar, reklam verenlere daha fazla esneklik tanıdığı için özellikle online oyunları hedef alacak. PS3 satışlarını bir türlü istediği seviyeye getiremeyen Sony, oyun içi reklamlarla oyun bölümünde bu yılı kârla kapatmayı umuyor