23 Kasım 2009 Pazartesi

NTV Comics - Macbeth & Suç ve Ceza

İki eseride alıp okudum, orjinallerini okumadığımdan kıyaslama yapamıyorum fakat ikisinde de olay örgüsü çok hızlı gelişiyor gibi geliyor mesela 2 ayrı kitap olan suc ve ceza yaklaşık 125 sayfa resimli olarak anlatılıyor elbette kitap okurken duyduğun hissi yaşatmıyor fakat 2 saat tasvir yapacağına direk görsel olarak bize sunuyor bunu. Raskolnikov' un kardeşiyle vedalaştığı anda söylediği "...insanların tepesine bomba atmak benim yaptığımdan daha saygın birşey değil" sözünü ne kadar kendinden emin ve içindeki korkuyla birlikte söylediği ve çaresizliğinin gözlerinden okunduğunu çıkardım. Eğer alı okuyacaksanız gerçekten karakterleri iyi düşünüp görsellerdeki ayrıntılara dikkat etmelisiniz. Mekan tasvirleri, karakter tasvirleri bir bütün olarak algılanmalı ve ona göre bir yargıya varılmalı. Keşke kitabı okumuş olup o şekilde çizgi romanı okusaydım diyorum kendime. Sırada "Frankestain" ve "Dava" var bakalım onlar nasıl olacak.

21 Kasım 2009 Cumartesi

Katkıda bulunduğunu hissetmek ve yapılması gerekenler

Stajyer olarak sektöre yavaş yavaş adım attığınızda farkedeceksiniz ki gerçekten ben bi işe yarıyorum ve bu döngüde benim de katkım var, tabi ki boş boş ekrana bakıp ya da naylondan staj yapmıyorsanız. Hissediyorsun birşeyler kazandığını, benim gibi kurum içi iletişim nasıl olmazı tamamen kavrayıp sonra onları silerek baştan kurum içi iletişimi kavramaya başlıyorsunuz. Okulda iletişim adı altında bir yığın ders alıyor iyi güzel hoş fakat asla bize orda bir kurumun içindeyken yazışmalarda neye değinceğimize ya da o iletişim metnini nasıl oluşturucağımıza dair sağlam bir bilgi vermediler. Bu sebeptendir ki başladığımda bildiğimi unutmak için 2 ay çabaladım ve 1 ay da yeni bu bilgilere alışmak için kendimi geliştirdim. Tabi bunda sizin kadar size bu alışkanlığı kazandıracak insanların yetenekleri, bilgi ve birikimleri de katkıda bulunuyor hem de çok büyük ölçüde ben şanslıyım ki gerçekten beni iyi yönlendiren bir ekibe sahibim. Staj devam ederken ilk aklınızda yer etmesi gereken düşünce ise " ben burayı istiyor muyum" eğer cevap evetse zaten devamı çorap söküğü gibi gelecektir zaten değilse sen yerini başka çoraplara bırakta onlar sökülsün orda hem zamanını da boşa harçama. Bunu demek için yaşım ve tecrübem çok yaş ama "zaman satın alınmıyor, giden zaman gelmiyor geri". Soru sormanın önemi gerçekten büyük sizin üstünüzde çalışanlar eğer size bir iş verdiyse o an da kafanıza takılan soruları (abuk olmayanları) sorun. Bunu size hep diyorlardır soru sormaktan çekinmeyin nedenini düşündünüz mü? :) çünkü onlar paralı çalışıyorlar ve kafalarında bir yığın düşünce var ve o esnada o kadar düşünce içinde o işle ilgili size belki bişeyi tam açıklayamamışlardır olabilir. Böyle bir durumda siz onu sormadan kafanıza göre işe başlarsanız ya işi çok uzatırsınız ya alakasız birşey yapıp hem ajansa faydanız olmaz hem de o değerli zamanınızı boşa harçamış olursunuz. Misal, ben yaklaşık 2 hafta önce bir görsel toplama işi aldım ve üstümdeki insana soru sormadan direk dosyaları buyuk boyutta ındırıp sabahtan akşama kadar topladım halbuki sorup büyük görsel mi yoksa sadece thumbal yeter mi bağlantısı olan diye alacağım cevap tabiki benim yaptığım şey değil sormadığım üşendiğim sorunun cevabı olacaktı. Nihayetinde bi'güzel azar ve boşa geçirilmiş 1 günlük tatil elde edeceksiniz. Yani ben diyorum ne kadar takarsınız bilmiyorum. Ben yaşadım, kötü bir şey ama bir bakımada bana cidden kapak oldu artık kafama takılan yegane şeyi sorarak yapıyorum çünkü biliyorum onların zamanı değerli tabiki benimkide. Siz de umarım o gereken doğru soruları sorarsınız.